Foça Karası’nın İzinde

IMG_4663-300x300Foça Karası üzümünün izini sürmek için bu yaz Icarus’un kanatlarına atlayıp İkarya Adasına kadar uçtum. Kökeni antik Foça kenti (Phokaia) olan ve buradan Foçalı denizciler tarafından bütün Akdeniz havzasına taşınan bu üzüm rivayet odur ki günümüzün pek çok üzümünün de atasıdır. Denizci bir halk olan antik Foçalılar bütün Akdeniz Karadeniz sahillerinde bugün de halen yaşayan büyük koloni kentler kurmuştur. Kuşkusuz bunlar içinde en ünlü olanı Fransa’nın Akdeniz’deki sahil kenti olan Marsilya’dır. Foça Karası mübadele öncesinde başta Foça olmak üzere İzmir kıyılarında büyük ölçüde Karafoça Şarabı olarak tanınan şarabın yapıldığı üzüm türüdür. Özellikle floksera salgını nedeniyle Avrupa’daki bağlar yok olunca batının şarap gereksinimi de uzun yıllar boyunca Foça, Urla, Şarköy ve Kırkkilise gibi Osmanlı’da Rum nüfusun yoğun yaşadığı ve bağcılık şarapçılık geleneği olan kıyı kentlerimizden karşılanmıştır. 1923 nüfus mübadelesi sonrası ise Rum nüfusun yerine gelen Müslüman Türk toplulukları bağcılık bilmediği için tüm kıyı Ege ve Trakya’da üzüm bağları zaman içerisinde bakımsızlık ve hastalıklar nedeniyle harap olmuştur. Dolayısı ile Foça Karası gibi pek çok yerel üzüm türü de yok olup gitmiştir.

DSC03268-169x300
10 yıl önce Foça’da başta Volkan Sucukçu olmak üzere birkaç idealist insan bir hayalin peşinde Foça Karasının izini sürmeye başladılar. Foça dağlarında , Mordoğan ve Tekirdağ’daki milli koleksiyon bağlarında ve Limnos adasında Foça Karasını yeniden keşfedip edindikleri aşılarla asma çoğaltma çalışmalarına öncülük etmişler. Bugün Foça’daki deneme bağlarında Foça Karası yeniden hayat buluyor. Umarım kısa bir süre sonrada iyi bir Foça Karası şarabına dönüşecekler.

DSC03267-300x169 Daha önce yazdığım “Kalabaki, Limnio,Fokiano ve Foça Karası üzerine” adlı yazıda Foça Karası üzümü ile Yunan adalarının Fokiano üzümü arasındaki yakın akrabalığa dikkat çekmiştim. Fokiano üzümü günümüzde tüm Ege adalarında (İkarya,Limni,Sisam,Sakız,Midilli,Kikladlar) Halkidiki ve Mora yarımadalarında çok yoğun olmasa da yetiştirilmeye ve şarap yapımında kullanılmaya devam ediyor.Yunan kaynaklarında etimolojik olarak Fokia’dan yani Foça’dan geldiği açıkça yazmakta. Dolayısı ile bizim Foça Karası olarak adlandırdığımız üzümün Yunanlıların Fokiano adını verdikleri üzümle aynı üzüm olmaları son derece akla yatkın duruyor. Üzüm bahsettiğim gibi tüm Ege adalarına yayılmış olsa da özellikle İkarya adasının ana üzümü olarak yaygın biçimde varlığını sürdürmekte. Adada mevcut 3 şaraphane tarafından da şarapları yapılmakta.
IMG_4640-300x224 İkarya Samos adasının batısında yer alan son derece dağlık bir Ege adası. Tarih boyunca çok ciddi bir yerleşimi hiçbir zaman olmamış. Ada halkı çoğunlukla balıkçılık, turizm ve kısmen tarım ile kendi halinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Hem bu Foça Karası konusu hem de bol ve taze deniz ürünlerinin varlığını bildiğim için yaz tatilimin bir kısmını bu adada geçirmeye karar veriyorum. Samos’dan feribot ile adanın Evdilos limanına ulaşıyoruz. Konakladığımız mevki ise adanın kuzey batısında küçük bir köy olan Armenistis. Sonraki gün bir araç kiralayıp adayı ve bağlarını keşfe başlıyoruz. Hedefim adayı ve ada şaraplarını çok iyi temsil ettiğini düşündüğüm Afianes adlı şaraphaneyi bulmak, üzümü ve şarabını yerinde tatmak ve üzüm hakkında daha detaylı bilgilere ulaşabilmek. Bu amaçla Armenistis’den güneye doğru dağlık Raches yöresine yol alıyoruz. Sonunda 650 m rakımlı Profitis Elias köyünde Afianes şaraphanesine ulaşıyoruz. Burada şaraphanenin sahipleri olan Nikos Afianes Bey ve eşi Maria Karoutsou mükemmel derece iyi ve ilgili biçimde bizi ağırlıyorlar.
IMG_4637-224x300 Afianes şaraphanesi 1997 yılında İkarya’da kurulmuş. Kendi bağları sınırlı, çoğunlukla adanın Raches yöresindeki yüksek rakımlı farklı bağlardan üzümleri temin ediyorlar. Adada biri beyaz (Begleri) , diğeri kırmızı (Fokiano) 2 farklı üzüm türü ağırlıklı olarak yetiştirilmekte. Afianes çok çok sevdiği Fokiano’yu beyaz, rose, kırmızı ve tatlı, her türlü şarabında kullanmakta. Ancak her şarabı her yıl tekrarlamıyorlar. Mevsimin ve üzümün durumuna göre bazı yıllar sek, bazı yıllar tatlı, bazı yıllar da meşede olgunlaştırıp rezerv şarabını yapmaktalar. Ben şaraphanenin rezerv Fokiano şarabı hariç (onu da yanımda getirdim) bütün şaraplarını yerinde tattım. Benim için çok çok ilginç ve sıra dışı tadım olduğunu kesinlikle söylemeliyim. Sadece Icarus Fokiano Rose 2010 şarabını geçiyorum çünkü onu çok da sevmedim doğrusu.
IMG_4653-224x300 Icarus Fokiano 2009 (Sek Kırmızı Şarap): Renk bir kırmızı şaraptan istenilenin tam tersi son derece açık yakut tonlarında olması başlangıçta büyük bir hayal kırıklığı gibi. Muhtemelen orta-vasat bir ev şarabı tadacağınızı düşünüyorsunuz. Burun önce bu moral bozukluğunu ortadan kaldırıyor. Oldukça yoğun kuru gül, kırmızı çiçekler ve biraz da frambuaz dağ çileği kokuları son derece cezbedici. Ancak asıl sürprizi damakta yaşıyorsunuz. Orta gövdeli şarabın güçlü olgun tanenleri ve algılanan diri asidite çok şaşırtıcı düzeyde. Meyve iskeleti de sağlam olunca şarap siz uzun keyifli bir bitim sunuyor. Benim için kesinlikle ezber bozan bir şarap deneyimi oldu. Bana abartılı olmazsa Nebbiolo üzümünü ve Barolo-Barbaresco şaraplarını hatırlattı. Nikos Bey kendi deneyimleri ile bu şarabın 10-12 yıl şişede olgunlaşabildiğini ifade ediyor.
IMG_4646-224x300 Tama Fokiano 2009 (Doğal Tatlı Şarap): Fokiano üzümlerinin en az 40 gün gölgede kurutulmasından sonra fermente edilip sonra da meşe fıçılarda olgunlaştırılması ile elde edilen doğal tatlı şarap. Minimum 16,5 derece alkollü. Koyu kehribar sarısı renginde. Burunda kuru meyve ve çiçeksi tonlar bal aromaları çok yoğun ve hoş. Damak yine şaşırtıcı. Tatlılık üzümün güçlü asit karakteri ile son derece başarılı dengelenmiş. Kesinlikle bayıcı değil aksine içimi de bitimi de çok keyifli. Samos’un , Santorini’nin hatta Pantelleria’nın bütün ünlü şaraplarından kesinlikle daha iyi. Bu üzüm sanki tatlı şarap yapımı için yaratılmış diyorsunuz. Bir kez daha hayran kalıyorum. Üstelik Maria Hanımın beraberinde kendi yaptığı üzerine üzüm reçeli eklenmiş keçi peyniri ile mükemmel bir uyum sağlıyor. Her ikisine de doyamıyorum. Bravo doğrusu Maria Hanım ve Nikos Bey. Tebrik ve teşekkür ediyoruz.
DSC03263-300x169 Icarus Fokiano 2008 Reserve sınırlı sayıda üretilen bu kırmızı şarabı şaraphane dışında bulmak almak pek mümkün değilmiş. 1 yıl süre ile Fransız Meşe fıçılarda dinlenen şarap 14,5 derece alkollü ile de dikkati çekiyor. Ben de tatmadım. Ancak bu şarabı satın alıp yanımda Antalya’ya getiriyorum. En kısa sürede de tadıp izlenimlerimi aktaracağım.

Tadım sonrasında Afianes’in modern şaraphanesini ve şişe mahzenini geziyoruz. Nikos Bey ayrıca adanın geleneksel şarap yapım tekniklerini konusunda bizi bilgilendiriyor. Doğal kayaya oyulmuş üzüm ezmede kullanılan küv , toprağa gömülü küpleri ve bu küplerden nasıl şarabın çekildiğini görüyoruz. Az da olsa sadece kendileri için hala bu tekniklerle şarap üretmektelermiş. Küçük bir Fokiano bağını ve üzümleri de inceledikten sonra vedalaşıp şaraphaneden ayrılıyoruz.
DSC03256-300x169 Ertesi gün Misket adası Samos’a geri dönüyoruz ve önümüzdeki 5 gün boyunca Misket şaraplarına doyuyoruz. Ama hiçbirisi İkarya’da tattıklarımız kadar bizi heyecanlandırmıyor doğrusu. Fokiano üzümü Samos’da da mevcut oysa. Ancak çok vasat bazı roselerin yapımında kullanılıyor. Gazoz kapağı ile kapatılmış bu şarapları tatmaya cesaret bile edemiyorum. Ancak tatilimin son gününde ise bir sürprizle karşılaşıyor ve Vakakis adlı Samos’lu yeni bir üreticinin şaraplarını keşfediyorum. Muscat Blanc ve Avgoustiatis şaraplarını alıyorum ama nedense Erikaras üzümünden yapılan rose ve tatlı iki şarabını satın almıyorum. Sonra otelde internetten biraz araştırınca yine çok şaşırtıcı bulgularla karşılaşıp almamakla ne büyük hata ettiğimi de anlıyorum. Ama artık biraz geç oluyor. Erikaras üzümü Yunan kaynaklarına göre Fokiano üzümünün sinonimi. İrikaras adı da veriliyor yani bizim kıyılarımızda bir zamanlar çokça yaygın yetişen İrikara üzümünün aynısı olmalı. Bugün ise sadece Denizli-Bekilli-Çal yöresinde varlığını bildiğim İrikara üzümü ile akrabalığı nedir acaba? Kafam karışıyor doğrusu. Bu kafa karışıklığını ancak genetik bilimsel analizler çözebilir sadece diye düşünüyorum. Oysa bugüne kadar hep merak etmişidir. Bizim Ege kıyılarımızda hiç kayda değer neden bir şaraplık kırmızı üzüm türü yok. Mübadele mi, filoksera salgınları mı üzümlerimizi yok etti. Yanıtları burnumun dibindeki adalarda gizliymiş meğer. Bizim Egeli üretcilerimizin şu Cabernet-Merlot-Syrah merakına biraz ara verip adalarda köklerini ve geleneklerini aramalarını gerektiğini düşünüyorum. Defalarca söyledik yazdık ne yapsanız yapın yabancı üzümlerle bu kadar sıcak Ege kıyılarından uluslararası piyasada kapışacak dengeli, uzun ömürlü bir şarap yapamazsınız!!! Olmazzz.