Foça Karası’nın İzinde

IMG_4663-300x300Foça Karası üzümünün izini sürmek için bu yaz Icarus’un kanatlarına atlayıp İkarya Adasına kadar uçtum. Kökeni antik Foça kenti (Phokaia) olan ve buradan Foçalı denizciler tarafından bütün Akdeniz havzasına taşınan bu üzüm rivayet odur ki günümüzün pek çok üzümünün de atasıdır. Denizci bir halk olan antik Foçalılar bütün Akdeniz Karadeniz sahillerinde bugün de halen yaşayan büyük koloni kentler kurmuştur. Kuşkusuz bunlar içinde en ünlü olanı Fransa’nın Akdeniz’deki sahil kenti olan Marsilya’dır. Foça Karası mübadele öncesinde başta Foça olmak üzere İzmir kıyılarında büyük ölçüde Karafoça Şarabı olarak tanınan şarabın yapıldığı üzüm türüdür. Özellikle floksera salgını nedeniyle Avrupa’daki bağlar yok olunca batının şarap gereksinimi de uzun yıllar boyunca Foça, Urla, Şarköy ve Kırkkilise gibi Osmanlı’da Rum nüfusun yoğun yaşadığı ve bağcılık şarapçılık geleneği olan kıyı kentlerimizden karşılanmıştır. 1923 nüfus mübadelesi sonrası ise Rum nüfusun yerine gelen Müslüman Türk toplulukları bağcılık bilmediği için tüm kıyı Ege ve Trakya’da üzüm bağları zaman içerisinde bakımsızlık ve hastalıklar nedeniyle harap olmuştur. Dolayısı ile Foça Karası gibi pek çok yerel üzüm türü de yok olup gitmiştir.

DSC03268-169x300
10 yıl önce Foça’da başta Volkan Sucukçu olmak üzere birkaç idealist insan bir hayalin peşinde Foça Karasının izini sürmeye başladılar. Foça dağlarında , Mordoğan ve Tekirdağ’daki milli koleksiyon bağlarında ve Limnos adasında Foça Karasını yeniden keşfedip edindikleri aşılarla asma çoğaltma çalışmalarına öncülük etmişler. Bugün Foça’daki deneme bağlarında Foça Karası yeniden hayat buluyor. Umarım kısa bir süre sonrada iyi bir Foça Karası şarabına dönüşecekler.

DSC03267-300x169 Daha önce yazdığım “Kalabaki, Limnio,Fokiano ve Foça Karası üzerine” adlı yazıda Foça Karası üzümü ile Yunan adalarının Fokiano üzümü arasındaki yakın akrabalığa dikkat çekmiştim. Fokiano üzümü günümüzde tüm Ege adalarında (İkarya,Limni,Sisam,Sakız,Midilli,Kikladlar) Halkidiki ve Mora yarımadalarında çok yoğun olmasa da yetiştirilmeye ve şarap yapımında kullanılmaya devam ediyor.Yunan kaynaklarında etimolojik olarak Fokia’dan yani Foça’dan geldiği açıkça yazmakta. Dolayısı ile bizim Foça Karası olarak adlandırdığımız üzümün Yunanlıların Fokiano adını verdikleri üzümle aynı üzüm olmaları son derece akla yatkın duruyor. Üzüm bahsettiğim gibi tüm Ege adalarına yayılmış olsa da özellikle İkarya adasının ana üzümü olarak yaygın biçimde varlığını sürdürmekte. Adada mevcut 3 şaraphane tarafından da şarapları yapılmakta.
IMG_4640-300x224 İkarya Samos adasının batısında yer alan son derece dağlık bir Ege adası. Tarih boyunca çok ciddi bir yerleşimi hiçbir zaman olmamış. Ada halkı çoğunlukla balıkçılık, turizm ve kısmen tarım ile kendi halinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Hem bu Foça Karası konusu hem de bol ve taze deniz ürünlerinin varlığını bildiğim için yaz tatilimin bir kısmını bu adada geçirmeye karar veriyorum. Samos’dan feribot ile adanın Evdilos limanına ulaşıyoruz. Konakladığımız mevki ise adanın kuzey batısında küçük bir köy olan Armenistis. Sonraki gün bir araç kiralayıp adayı ve bağlarını keşfe başlıyoruz. Hedefim adayı ve ada şaraplarını çok iyi temsil ettiğini düşündüğüm Afianes adlı şaraphaneyi bulmak, üzümü ve şarabını yerinde tatmak ve üzüm hakkında daha detaylı bilgilere ulaşabilmek. Bu amaçla Armenistis’den güneye doğru dağlık Raches yöresine yol alıyoruz. Sonunda 650 m rakımlı Profitis Elias köyünde Afianes şaraphanesine ulaşıyoruz. Burada şaraphanenin sahipleri olan Nikos Afianes Bey ve eşi Maria Karoutsou mükemmel derece iyi ve ilgili biçimde bizi ağırlıyorlar.
IMG_4637-224x300 Afianes şaraphanesi 1997 yılında İkarya’da kurulmuş. Kendi bağları sınırlı, çoğunlukla adanın Raches yöresindeki yüksek rakımlı farklı bağlardan üzümleri temin ediyorlar. Adada biri beyaz (Begleri) , diğeri kırmızı (Fokiano) 2 farklı üzüm türü ağırlıklı olarak yetiştirilmekte. Afianes çok çok sevdiği Fokiano’yu beyaz, rose, kırmızı ve tatlı, her türlü şarabında kullanmakta. Ancak her şarabı her yıl tekrarlamıyorlar. Mevsimin ve üzümün durumuna göre bazı yıllar sek, bazı yıllar tatlı, bazı yıllar da meşede olgunlaştırıp rezerv şarabını yapmaktalar. Ben şaraphanenin rezerv Fokiano şarabı hariç (onu da yanımda getirdim) bütün şaraplarını yerinde tattım. Benim için çok çok ilginç ve sıra dışı tadım olduğunu kesinlikle söylemeliyim. Sadece Icarus Fokiano Rose 2010 şarabını geçiyorum çünkü onu çok da sevmedim doğrusu.
IMG_4653-224x300 Icarus Fokiano 2009 (Sek Kırmızı Şarap): Renk bir kırmızı şaraptan istenilenin tam tersi son derece açık yakut tonlarında olması başlangıçta büyük bir hayal kırıklığı gibi. Muhtemelen orta-vasat bir ev şarabı tadacağınızı düşünüyorsunuz. Burun önce bu moral bozukluğunu ortadan kaldırıyor. Oldukça yoğun kuru gül, kırmızı çiçekler ve biraz da frambuaz dağ çileği kokuları son derece cezbedici. Ancak asıl sürprizi damakta yaşıyorsunuz. Orta gövdeli şarabın güçlü olgun tanenleri ve algılanan diri asidite çok şaşırtıcı düzeyde. Meyve iskeleti de sağlam olunca şarap siz uzun keyifli bir bitim sunuyor. Benim için kesinlikle ezber bozan bir şarap deneyimi oldu. Bana abartılı olmazsa Nebbiolo üzümünü ve Barolo-Barbaresco şaraplarını hatırlattı. Nikos Bey kendi deneyimleri ile bu şarabın 10-12 yıl şişede olgunlaşabildiğini ifade ediyor.
IMG_4646-224x300 Tama Fokiano 2009 (Doğal Tatlı Şarap): Fokiano üzümlerinin en az 40 gün gölgede kurutulmasından sonra fermente edilip sonra da meşe fıçılarda olgunlaştırılması ile elde edilen doğal tatlı şarap. Minimum 16,5 derece alkollü. Koyu kehribar sarısı renginde. Burunda kuru meyve ve çiçeksi tonlar bal aromaları çok yoğun ve hoş. Damak yine şaşırtıcı. Tatlılık üzümün güçlü asit karakteri ile son derece başarılı dengelenmiş. Kesinlikle bayıcı değil aksine içimi de bitimi de çok keyifli. Samos’un , Santorini’nin hatta Pantelleria’nın bütün ünlü şaraplarından kesinlikle daha iyi. Bu üzüm sanki tatlı şarap yapımı için yaratılmış diyorsunuz. Bir kez daha hayran kalıyorum. Üstelik Maria Hanımın beraberinde kendi yaptığı üzerine üzüm reçeli eklenmiş keçi peyniri ile mükemmel bir uyum sağlıyor. Her ikisine de doyamıyorum. Bravo doğrusu Maria Hanım ve Nikos Bey. Tebrik ve teşekkür ediyoruz.
DSC03263-300x169 Icarus Fokiano 2008 Reserve sınırlı sayıda üretilen bu kırmızı şarabı şaraphane dışında bulmak almak pek mümkün değilmiş. 1 yıl süre ile Fransız Meşe fıçılarda dinlenen şarap 14,5 derece alkollü ile de dikkati çekiyor. Ben de tatmadım. Ancak bu şarabı satın alıp yanımda Antalya’ya getiriyorum. En kısa sürede de tadıp izlenimlerimi aktaracağım.

Tadım sonrasında Afianes’in modern şaraphanesini ve şişe mahzenini geziyoruz. Nikos Bey ayrıca adanın geleneksel şarap yapım tekniklerini konusunda bizi bilgilendiriyor. Doğal kayaya oyulmuş üzüm ezmede kullanılan küv , toprağa gömülü küpleri ve bu küplerden nasıl şarabın çekildiğini görüyoruz. Az da olsa sadece kendileri için hala bu tekniklerle şarap üretmektelermiş. Küçük bir Fokiano bağını ve üzümleri de inceledikten sonra vedalaşıp şaraphaneden ayrılıyoruz.
DSC03256-300x169 Ertesi gün Misket adası Samos’a geri dönüyoruz ve önümüzdeki 5 gün boyunca Misket şaraplarına doyuyoruz. Ama hiçbirisi İkarya’da tattıklarımız kadar bizi heyecanlandırmıyor doğrusu. Fokiano üzümü Samos’da da mevcut oysa. Ancak çok vasat bazı roselerin yapımında kullanılıyor. Gazoz kapağı ile kapatılmış bu şarapları tatmaya cesaret bile edemiyorum. Ancak tatilimin son gününde ise bir sürprizle karşılaşıyor ve Vakakis adlı Samos’lu yeni bir üreticinin şaraplarını keşfediyorum. Muscat Blanc ve Avgoustiatis şaraplarını alıyorum ama nedense Erikaras üzümünden yapılan rose ve tatlı iki şarabını satın almıyorum. Sonra otelde internetten biraz araştırınca yine çok şaşırtıcı bulgularla karşılaşıp almamakla ne büyük hata ettiğimi de anlıyorum. Ama artık biraz geç oluyor. Erikaras üzümü Yunan kaynaklarına göre Fokiano üzümünün sinonimi. İrikaras adı da veriliyor yani bizim kıyılarımızda bir zamanlar çokça yaygın yetişen İrikara üzümünün aynısı olmalı. Bugün ise sadece Denizli-Bekilli-Çal yöresinde varlığını bildiğim İrikara üzümü ile akrabalığı nedir acaba? Kafam karışıyor doğrusu. Bu kafa karışıklığını ancak genetik bilimsel analizler çözebilir sadece diye düşünüyorum. Oysa bugüne kadar hep merak etmişidir. Bizim Ege kıyılarımızda hiç kayda değer neden bir şaraplık kırmızı üzüm türü yok. Mübadele mi, filoksera salgınları mı üzümlerimizi yok etti. Yanıtları burnumun dibindeki adalarda gizliymiş meğer. Bizim Egeli üretcilerimizin şu Cabernet-Merlot-Syrah merakına biraz ara verip adalarda köklerini ve geleneklerini aramalarını gerektiğini düşünüyorum. Defalarca söyledik yazdık ne yapsanız yapın yabancı üzümlerle bu kadar sıcak Ege kıyılarından uluslararası piyasada kapışacak dengeli, uzun ömürlü bir şarap yapamazsınız!!! Olmazzz.

CAMPANİA ŞARAPLARI

I0000rN5rYcNC850-199x300 Campania günümüzde İtalyan şarap hiyerarşisinde Piedmont ve Toskana’dan sonra 3. sırada yer alan çok önemli bir bölge. Son 10 yılda şarapları dış pazarlarda yoğun ilgi görmeye başlamış olsa da aslında Campania’da şarap üretimi bin yıllardır süregelen bir gelenek. Yunan-Roma uygarlıklarının en ünlü ve en kaliteli şarapları kuşkusuz Campania şarapları idi. Günümüzde de bölge adeta bir antik üzüm deposu gibidir. Hemen her üzüm çeşidinin antik çağlara kadar uzanan bölgede bilinen bir geçmişi vardır. Pek çok Yunanlı ve Romalı şair-yazar bu üzümlere ve başta Falerno olmak üzere Campania bölgesi şaraplarına eserlerinde yoğun şekilde yer vermişlerdir.14257849-300x201 Campania’nın hemen her yöresi volkanik toprak yapısına sahiptir. Bunun nedeni günümüzde de aktif halde bulunan Vezüv yanardağının yüzbinlerce yıldır püskürttüğü küllerle Campania topraklarını mineral açıdan beslemesidir. Vezüv dışında Campi Flegrei, Roccamonfina dağı ve Ischia adası gibi volkanik aktiviteler sonucunda oluşmuş ve doğrudan volkanik kaynaklı toprak yapısına sahip bölgeler de söz konusudur.
michele-pariano-089-300x225 Günümüzde Campania şarapçılığını yukarılara doğru taşıyan ve dünyaca tanınmasını sağlayan, bölgede başlıca iki büyük üretici vardır. Mastroberardino Campania’nın eski ve klasik ; Feudi di San Gregorio ise yeni ve modern yüzünü temsil eden bölgenin önemli aktörleridir. Şarapları dünya pazarlarında da yaygın biçimde talep görmektedir. Buna karşın Fattoria Galardi ve Montevetrano gibi çok daha yeni üreticiler yarattıkları tek bir ürünle kısa süreler içinde dünya çapında kült haline gelmişlerdir.
1968-taurasi-203x300 Bu noktada Campania şarapçılığına büyük katkıları olan 2 önemli isimden de bahsetmek gerekir. Riccardo Cotarella İtalya’nın en önemli danışman önologlar arasındadır ve Campania’da Terra di Lavoro ve Montevetrano adlı bölgenin en önemli şaraplarının yaratıcısıdır. Cotarella halen bu üreticiler baş önoloğudur. Hemen her rekoltesi Robert Parker’ın dergisinden Campania’nın en yüksek puanlarını almaktadır. 1999-2006 yılları arasında ise bölgenin yenilikçi modern üreticisi Feudi di San Gregorio’da görev alarak başlıca şaraplarının yapımına ve onların marka haline gelmelerine büyük katkısı olmuştur. Diğeri ise Napoli Üniversitesinden Önolog Prof.Dr.Luigi Moio; 1995-1999 yılları arasında yine Feudi di San Gregorio’nun önologluğunu yapmış ve üreticinin en önemli şaraplarının yaratıcısı olmuş. Sonradan Campania’nın yok olmak üzere olan antik üzümlerinin ve saklı klonlarının peşine düşmüş, onları tekrar dirilterek İtalyan şarapçılığına kazandırmıştır. Caggiano, Cantina del Taburno ve Terre del Principe adlı üreticilerin danışman önologluğunu yaparak pek çok sıra dışı Campania şarabının oluşumuna imza atmıştır. Bu arada Quintodecimo adıyla kendi mülkünü ve bağlarını oluşturarak yine kısa sürede türünün en iyileri arasında gösterilebilecek şarapları yaratmıştır.
fotoÄŸraf-2-300x300
CAMPANIA’NIN ÜZÜMLERİ
grappolo_aglianico_01-300x300

SİYAH ÜZÜMLER:

1-Aglianico:Campania’nın en önemli siyah üzüm çeşididir. Aglianico gövdeli ,güçlü tanenleri olan ve yıllanabilir özellikte büyük şaraplara imza atabilmektedir. Bu açıdan tüm İtalyan üzümleri içinde de Nebbiolo ve Sangiovese birlikte ilk üçe giren üzüm türüdür. Yunan orijinli bir üzüm türü olduğu ve Yunanlı koloniler tarafından Güney İtalya’ya getirildiği düşünülmektedir. Aglianico adının da etimolojik açıdan Latince Helen üzümü anlamında “Vitis Hellenica” ya da “Ellenico” dan türetildiği bilinmektedir. Büyük Roma imparatorluğunun ünlü Falernian şaraplarının da başlıca üzüm türü olduğu düşünülmektedir. Bugün Campania’nın Avellino-Taurasi (Aglianico di Taurasi) ; Benevento-Taburno(Aglianico del Taburno) ve Caserta- Falerno del Massico bölgelerinde yoğun olarak yetiştirilmektedir. Üzüm Campania dışında Basilicata bölgesinin de ana siyah üzümüdür. Burada da “Aglianico del Volture” adıyla 2011 tarihli yeni bir DOCG statüsünde apelasyonu söz konusudur.

2-Piedirosso:Campania’nın ikinci yaygın ve önemli üzüm türüdür. Monosepaj örnekleri Aglianico’ya göre çok daha yumuşak tanenli, meyvemsi ,orta gövdeli ve içime daha hızlı hazır hale gelen şaraplardır. Özellikle Campania’nın yoğun volkanik toprak yapısına sahip Vesuvio, Campi Flegrei bölgelerinde daha ön planda yetiştirilmektedir. Vezüv yanardağı yamaçlarının ünlü kırmızı şarabı olan Lacryma Christi Rosso’nun yapıldığı üzüm türüdür. Bunun dışında düşük oranlarda Aglianico bazlı şarapların kupajlarına da eklenmektedir. Aynı üzüm Costa d’Amalfi, Campi Flegrei bölgeleri ve Ischia adasında “Per e’Palummo” adıyla da tanınmaktadır.

3-Sciascinoso:Campania’nın Irpinia, Vesuvio, Sannio ve Sorrento gibi bölgelerinde nadir olarak yetiştirilen siyah üzüm türüdür. “Olivella” adıyla da anılır. Çoğunlukla Aglianico bazlı şarapların kupajına çok az oranlarda katılmaktadır. Monosepaj örnekleri çok nadirdir.

4-Sirica:Eski bir Campania lacivert renkli üzümü. Irpinia’da çok çok nadir yetiştirilmektedir. Bugün sadece Feudi San Gregorio tarafından çok az miktarlarda şaraba işlenmektedir. Syrah karakterize benzer bir üzüm türü olduğu ifade edilmektedir.

5-Casavecchia:Caserta bölgesinin Pallagrello Nero ve Pallagrello Bianco ile birlikte antik 3 üzüm çeşidinden birisi. Roma döneminden bu yana bölgede bilinmesine karşın varlığı floksera salgını sonrası yok olmanın eşiğine gelmiş. Yerel inanışlara göre Pontelatone kentinde yıkık bir Roma evinin kalıntıları arasında keşfedilen ve çevresi 1 m’yi bulan yaşlı bir asmadan çoğaltılmış. Bu nedenle latincede eski ev anlamına gelen “Casa Vecchia” adı verilmiş. Üzüm bazı otörlere göre Roma döneminin ünlü şaraplarından olan “Trebunalum” bu üzüm türünden (trebulano) yapılmakta idi. 1990’lı yıllara kadar kimsenin aklına gelmeyen üzüm Peppe Mancini tarafından keşfedilerek şaraba işlenmeye başlamış. Bugün ise Campania üzüm ve şarapları içinde gittikçe artan saygınlığı söz konusudur.

6-Pallagrello Nero:Caserta bölgesinin Casavecchia ve Pallagrello Bianco ile birlikte antik 3 üzüm çeşidinden birisi. Pallagrello biri siyah ve biri beyaz üzümden oluşan bir aile. Roma döneminden bu yana bölgede varlığı bilinmektedir. Bazı otörler Romalıların Falerno şaraplarında adı geçen, Pilleolata üzümünün Pallagrello olduğunu yazmaktadır. 18. Yüzyılda “İki Sicilya Krallığı” döneminde bölgede yaygın biçimde şarapları yapılmış ve Bourbon kraliyet ailesi üyeleri tarafından şarapları büyük itibar görmüş. Sonraki dönemlerde ise gitgide üretim sahası çok daralmış. Floksera salgınından sonrası ise yine yok olma aşamasına kadar gelinmiş. Bundan 20 yıl önce Peppe Mancini ve Alberto Barletta adlarında iki avukat arkadaşın üstün çabaları ile yeniden iken hayat bulmuş. Bugün monesepaj ya da bölgesinin diğer siyah üzümü olan Casavecchia ile kupaja girerek oluşturduğu şaraplar gitgide daha fazla merak uyandırmaya başlamıştır.

7-Tintore:“Costa d’Amalfi DOC” bölgesinin iç kesiminde yer alan Tramonti köyü çevresinde yetişen siyah bir üzüm türü. Yörede bugün yaşları 200’ü geçen Tintore asmalarına rastlanmaktadır. Öyleki dünyanın pre-phylloxera dönemlerden kalan en yaşlı asmaları Tintore çeşidine aittir denilebilir. Asmalar tüm Amalfi’de olduğu gibi teraslanmış dik yamaçlar üzerinde ve pergola(çardak) stilinde yapılandırılmıştır.

8-Moscio:Costa d’Amalfi bölgesinin Tromonti beldesinde yetişen çok nadir bir kırmızı üzüm çeşidi.

9-Guarnaccia: Campania bölgesinde bugün çoğunlukla Ischia adasında yetiştirilen Grenache klonu olan siyah üzüm çeşidi.
casa-d-ambra-campania-wines-37348-300x159 BEYAZ ÜZÜMLER:

1-Fiano:Campania beyaz üzümleri içinde en iyisi. Bazı yazarlara göre Roma döneminde adı geçen “Apianum” adlı şarabın üzümüdür. Burunda çiçek, bal,fındık ve baharatsı nüanslara sahip; gövdeli, şişede de gelişim gösteren ve yıllanabilen şaraplara imza atabilmektedir. Bölgenin meşe fıçı fermentasyon ve yıllandırma için ideal bir beyaz üzüm türüdür. Ayrıca başarılı passito tarzı şarap örnekleri de yapılmaktadır. Tüm Campania’da yaygın olsa da temelde Avellino-Irpinia bölgesinde yoğun olarak yetiştirilmektedir. Üzüm için aynı bölge içinde 2003 yılında “Fiano di Avellino DOCG” tanımlanmıştır. Apelasyon kuralları gereği Fiano şarapta en az %85 oranında yer almalıdır.

2-Greco:Campania’nın Yunan orijinli çok eski bir antik beyaz üzüm çeşidi. Pek çok beyaz üzüm türünün de atası olduğu düşünülmektedir. Tüm Campania’da yaygın olsa da temelde Avellino-Irpinia bölgesinde yoğun olarak yetiştirilmektedir. Şaraplarında burunda limon, beyaz çiçeksi aromalar algılanır ve damakta son derece mineraliteden zengin yapıdadır.Hem içim hazır hem de kısa süre için yıllanabilen lezzetli şaraplar ortaya koymaktadır. Üzüm için aynı bölge içinde 2003 yılında “Greco di Tufo DOCG” tanımlanmıştır. Apelasyon kuralları gereği Greco şarapta en az %85 oranında yer almalıdır. %0-15 ise bölgenin diğer üzümü olan Coda di Volpe tarafından kupajı tamamlanabilmektedir. Bunun dışında Calabria bölgesinde de üzüm için başka bir DOC apelasyonunu daha vardır.

3-Falanghina:Campania’da yaygın olarak gözlenen bir beyaz üzüm türü. Özellikle volkanik küllü topraklarda çok iyi sonuçlar vermektedir. Antik Falerno üzümlerinden birisidir. Avellino-Irpinia dışında Falerno del Massico, Costa d’Amalfi, Campi Flegrei ve Costa d’Amalfi DOC bölgelerinde de önemli miktarlarda yetiştirilmektedir. Amalfi bölgesinde “Biancazita” adıyla da tanınmaktadır. Son derece meyvemsi ve narenciye aromalarının baskın olduğu, asiditesi ve alkollü yerinde şaraplar verebilmektedir. Son yıllarda popüleritesi gittikçe artmakta olan bir türdür. Şaraplarının narin karakterinden dolayı yıllandırılmadan taze olarak tüketilmesi gerekmektedir.

4-Coda di Volpe:Campania’nın özellikle Vesuvio bölgesinde yetiştirilen beyaz üzüm türü. Roma döneminden buyana bölgede varlığı bilinmektedir. Adı da Latince tilki kuyruğu anlamına gelen tanımlamadan türetilmiştir. Napoli şehri yakınlarında Vezüv yanardağı etekleri üzümün ana vatanı konumundadır. Bölgenin önemli bir beyaz şarabı olan “Lacryma Christi Bianco”nun yapıldığı üzüm türüdür. Şaraplarında yoğun olmasada acı badem ve turunçgil aromaları hissedilir. Başka bölgelerde çoğunlukla kupajlarda kullanılmaktadır.

5-Biancolella:Başta Ischia adası olmak üzere Campania’nın Campi Flegrei , Capri adası, Costa d’Amalfi ve Sorrentina bölgelerinde yetiştirilen beyaz üzüm çeşidi. Amalfi bölgesinde “Bianca Tenera” adıyla da bilinir. En başarılı monosepaj şarap örnekleri sönmüş bir volkanik ada olan Ischia’da yapılmaktadır. Adanın da en önemli üzüm türüdür.

6-Forastera:Ischia adasına özgü yerel bir beyaz üzüm çeşidi. Çoğunlukla Biancolella ile kupaj şarapları yapılmaktadır. Monosepaj örnekleri daha nadirdir. İspanya’nın Kanarya adalarında gözlenen aynı isimdeki beyaz üzümle sinonim olduğu düşünülüyor.

7-Pallagrello Bianco:Caserta bölgesinin antik bir beyaz üzüm çeşidi. Bölgenin diğer antik üzümleri gibi floksera salgınını ile yok olmanın eşiğine gelmiş. Yaklaşık 20 yıl önce Peppe Mancini ve Alberto Barletta adlarında iki avukat arkadaşın üstün çabaları ile yeniden iken hayat bulmuş. Şarapları burunda tropik meyveler, portakal kabuğu ,kayısı gibi son derece zengin bir aroma profline ve damakta ise derin bir mineralsi güçlü bir yapıya sahiptir. Campania beyazları arasında yükselen bir yıldızdır.

8-Asprinio:Caserta bölgesinin Aversa kenti yakınlarında yoğun olarak yetiştirilen beyaz üzüm çeşidi. Üzüm için bölgede “Asprinia di Aversa DOC” tanımlanmıştır. Çoğunlukla köpüklü şarap yapımında kullanılan bir türdür.

9-Fenile:Costa d’Amalfi bölgesinin yalnız Furore beldesinde yetişen nadir bir beyaz üzüm çeşidi. Marisa Cuomo’nun Fiorduva adlı büyük şarabında %30 oranında kupaja katılmaktadır.

10-Ginestra:Costa d’Amalfi bölgesinin Furore ve Tromonti beldelerinde yetişen nadir bir beyaz üzüm çeşidi. Tramoni’de Biancolella ve Falanghina üzümleri ile kupajları yapılmaktadır. Marisa Cuomo Fiorduva (Furore) adlı şarapta ise yine %30 oranında işlenmektedir.

11-Ripoli:Costa d’Amalfi bölgesinin yalnız Furore beldesinde yetişen nadir bir beyaz üzüm çeşidi. Reisling benzeri karekterinde bir üzüm olduğu ifade ediliyor. Marisa Cuomo’nun Fiorduva adlı büyük şarabında %40 oranında kupaja katılmaktadır.

12-Pepella: Costa d’Amalfi bölgesinin Tromonti beldesinde yetişen çok nadir bir beyaz üzüm çeşidi. Küçük ve normal üzüm tanelerini bir arada barındıran salkımlara sahiptir.

13-Uva Rilla: İschia adasında görülen nadir beyaz üzüm türü.

14-San Leonardo: İschia adasında görülen nadir beyaz üzüm türü.

CAMPANIA’NIN ŞARAP BÖLGELERİ

DOCG: Fiano di Avellino, Greco di Tufo, Taurasi
DOC: Aglianico del Taburno and Taburno, Aversa, Campi Flegrei, Capri, Castel San Lorenzo, Cilento, Costa d’Amalfi, Falerno del Massico, Galluccio, Guardia Sanframondi or Guardiolo, Irpinia, Ischia, Penisola Sorrentina, Sannio, Sant’Agata de’ Goti or Sant’Agata dei Goti, Solopaca, Vesuvio
IGT: Beneventano, Campania, Colli di Salerno, Dugenta, Epomeo, Paestum, Pompeiano, Roccamonfina, Terre di Volturno
download-1-229x300 Taurasi DOCG: Campania’nın kuşkusuz en önemli apelasyonudur. Avellino-Irpinia sınırları içindeki bölge ortalama 400-500 m’lik rakıma sahiptir. 1993 yılında DOCG statüsü kazanmıştır. Aglianico üzümlerinden yapılan kırmızıları son derece güçlü ve yıllanma potansiyeli yüksek şaraplardır. Taurasi DOCG şaraplarında Aglianico şarapta en az %85 oranında bulunması ve 1 yıl süre ile de meşede olgunlaştırılması gerekmektedir. Riserva etiketli olanların ise tüketime sunulmadan önce, 18 ayı en az meşe fıçılarda olmak üzere toplamda en az 4 yıl yıllandırılmış olması gerekmektedir. Bölgenin en önemli ve klasik üreticisi olan Mastroberardino’nun Taurasi Riserva şaraplarının bazı rekoltelerine 100 yıllık ömür biçilmektedir.
3689165833_f626ef754b_b-200x300 Fiano di Avellino DOCG: Fiano üzümü için oluşturulmuş bir apelasyondur. 2003 yılında DOCG statüsü kazanmıştır. Apelasyon kurallarına göre Fiano şarapta en az %85 oranında yer almalıdır. Düşük oranlarda Coda di Volpe, Greco ve Trebbiano şarapta yer alabilen diğer üzüm çeşitleridir. Güçlü gövdeli ve şişede gelişim gösterebilen şarapları söz konusudur.
novaserra-300x200 Greco di Tufo DOCG: Greco üzümü için oluşturulmuş bir apelasyondur. 2003 yılında DOCG statüsü kazanmıştır. Apelasyon Tufo beldesi ve çevresinindeki küçük bir yöreyi kapsar. Apelasyon kurallarına göre Greco şarapta en az %85 oranında yer almalıdır. Düşük oranlarda Coda di Volpe şarapta yer alabilen diğer üzüm çeşitidir. Aromatik ve mineral derinliği olan şarapları söz konusudur. Yıllandırma potansiyelleri vardır.

Irpinia DOC: Avellino bölgesinin antik adı olan Irpinia, içinde 3 DOCG apelasyonu da barındıran büyük bir apesyonu tanımlar.
eu_still_lacryma_b-295x300 Vesuvio DOC: Günümüzde de aktif bir volkanik yanardağ olan Vezüv’ün eteklerini kapsayan bölgedir. Mesihin gözyaşları anlamına gelen ünlü Lacryma Christi şarapları bu bölgenin üzümlerinden yapılmaktadır. Başlıca üzümleri Coda di Volpe, Piedirosso Sciascinoso’ dur. Bu üzümlerden kırmızı, beyaz ve roze şaraplar yapılabilmektedir. Lacryma “Christi del del Vezuvio Bianco DOC” %80 Cada di Volpe ; “Lacryma Christi del del Vezuvio Rosso DOC” %80 Piedirosso ve/veya Sciascinoso üzümlerinden en az oranda bulunmalıdır.
falerno-300x166 Falerno del Massico DOC: Falernum ya da Falerno dünyanın en eski şarap bölgelerinden birisidir. Roma impatarorluğunun da en ünlü ve en iyi şarapları Falerno bölgesinden çıkmakta idi. Pek çok Romalı şair ve filozof Falerno şaraplarının güzelliğinden yazılarında bahseder. Falerno 19-20.yüzyılda özellikle floksera salgınından sonra eski şöhretini kaybetse de son 20 yılda tekrardan hızlı bir yükseliş gözlenmektedir. Bugün bile Campania’nın en iyi kırmızı şaraplarının elde edildiği bölge haline gelmiştir. Önümüzdeki yıllarda ise Campania ve İtalyan şarapçılığı içinde çok üst düzey yerlere gelmesi olasıdır. Antik Falerno bölgesi tüm Kuzey Caserta bölgelerini kapsasa da günümüzde “Falerno del Massico DOC” olarak tanımlanan apelasyon, Campania’nın Caserta bölgesinin kuzey batısındaki Massico bağı çevresini kapsayan daha dar bir bölgedir. Apelasyonun kırmızı şarabında Aglianico %60-80, Piedirosso %20-40 oranlarında yer almalıdır. Apelasyonun en önemli şaraplarını Villa Matilde adlı üretici sunar. Apelasyon sınırları dışında Roccamonfina IGT ve Terre del Volturno IGT bölgeleri de antik Falerno toprakları içinde ve önemli şaraplara imza atan bölgelerdir.
bueapis-224x300 Aglianico del Taburno DOC: Benevento bölgesi içinde Taburno dağı eteklerini kapsayan Aglianico için oluşturulmuş Taurasi’den sonraki en önemli apelasyondur. Bölge ortalama 500-600 m gibi daha yüksek bir rakıma sahiptir. Aglianico şarapta en az %85 oranında yer almalıdır.
fotoÄŸraf3-197x300 Costa d’Amalfi DOC : İtalya’nın ve Campania’nın en fotojenik coğrafyalarından birisi olan ve Amalfi kıyılarını içeren bir apelasyondur. Benim de Campania şarapları için de en fazla ilgimi çeken şaraplar bu apelasyonu ürünü olanlar. Çok zengin bir üzüm çeşitliliğine sahip olan bölgede bugün bile floksera salgınından kurtulan ve 200 yaşını geçmiş asmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Apelasyon Ginesta, Fenile, Ripoli, Pepella, Tramonti, Moscio gibi sadece buraya özgü üzüm türlerini barındırır. Bağlar dik yamaçlar üzerine teraslanmış alanda kurulmuş, asmalar ise bölgeye özgü biçimde pergola (çardak) stilinde oluşturulmuştur. “Costa d’Amalfi DOC” Tramonti, Furore ve Ravello olmak üzere 3 farklı alt bölgeye sahiptir. Müthiş güzellikte denize tepeden bakan bağları ile Marisa Cuomo bölgenin en önemli üreticisi konumundadır.

averna_49408_01-300x196Campi Flegrei DOC: Napoli kentinin hemen batısında ve aktif volkanik toprakları barındıran bir bölgedir. Phlegraean Fields olarak da adlandırılan bölge halen çok sayıda hidrotermal kaynakları ve volkanik krater göllerini içermektedir. Bölgenin temel üzümleri Piedirosso ve Falanghina ‘dır.

Penisola Sorrentina (DOC): Sorrentia yarımadasında geniş bir alanı içeren bölgedir. Aglianico, Piedirosso, Sciascinoso başlıca üretilen siyah üzüm çeşitleridir. En önemli şarabı ise “Gragnano” adı verilen bir miktar gazlı, serin tüketime uygun hafif kırmızı şaraplarıdır.

ischia_puntaimperatore_14-Monte-Epomeo-789-m-300x169Ischia DOC: Napoli körfezinin kuzey ucunda yer alan Ischia eski bir volkanik aktiviteler sonucu oluşmuş bir adadır. Başlıca Forastera, Biancolella Guarnaccia ve Piedirosso üzümleri adada yetiştirilir. Özellikle adanın batısında Epomeo dağı eteklerinde denize bakan teraslanmış alanlara bağlar oluşturulmuştur. “Ischia Rosso DOC” şarabı %40-50 oranında Guarnaccia ,%40-50 oranında, Piedirosso ve %0-15’de diğer yerel türlerden oluşmalıdır. “Ischia Bianco DOC” şarabı ise Forastera %45-70, Biancolella %30-55 ve %0-15 diğer beyaz üzümlerden oluşmalıdır.

Aversa DOC: Caserta’nın güneyinde yer alan Asprinio üzümü için oluşturulmuş bir apelasyondur. Özellikle köpüklü şarapları ile öne çıkan bir bölgedir.

CAMPANİA’NIN BAŞLICA ŞARAP ÜRETİCİLERİ VE ÖNEMLİ ŞARAPLARI
territorio_12-300x196 Fattoria Galardi: Campania’nın kült şarabı haline gelen şarabı Terra di Lavoro’nun üreticisi. Fattoria Galari bağları Campania’nın en kuzeyinde Caserta-Sessa Aurunca bölgesinde ve sönmüş bir volkan olan Roccamonfina dağının kuzeybatı yamaçlarında yoğun kestane ormanları ile çevrili, zengin bir biyoçeşitliliğe sahip bir 400 m rakıma sahip bir alanda yer alıyor. Volkanik bir terruarda yer aldığı için toprak mineralite yönünden son derece zengin. Bağlar ise 1991 yılında organik tarım esaslarına göre oluşturulmuş. Üreticinin İtalya’nın önde gelen önologlarından “Riccardo Cotarella” danışmanlığında ürettiği “Terra di Lavoro” adında tek bir şarabı mevcut. O da ilk rekotesi olan 1994 yılından bu yana otörlerin büyük takdirini kazanıyor. Son derece derinlikli, başarıyla yıllanabilen ve kesinlikle italyan şarapçılığının başyapıtlarından birisi.

*Terra di Lavoro (Roccamonfina IGT): Tüm İtalya’nın da en iyileri arasında gösterilen Campania’nın ve Güney İtalya’nın hiç kuşkusuz en önemli kırmızı şarabı. Üreticinin San Carlo köyü yakınlarında ortalama 400 rakımlı eğimli bağlarından, %80 Aglianico – %20 Piedirosso kupajı kırmızı sek şarabı. 12 ay yeni Fransız Meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Hemen her rekoltesi WA dergisi tarafından 95-97 puan aralığında notlandırılıyor.
montevetrano-2-300x199 Montevetrano: Campania’nın en ünlü ve en başarılı şaraplarından birisi. Kuşkusuz tüm Güney İtalya’nın da en iyi Cabernet Sauvignon bazlı şarabı. 1985 yılında sahibi bayan “Silvia Imparato“ Salerno kenti yakınlarındaki ailesinden kalan topraklarda kendi bağlarını yeniden oluşturmuş. Cabernet Sauvignon ve Merlot çeşitlerini bağda bulunan Aglianico anaçlarına aşılayarak bölge için de sıra dışı bir projeyi de başlatmış. Ünlü önolog “Riccardo Cotarella” danışmanlığında ürettiği ilk şarapları çok kısa sürede aldığı yüksek puanlar nedeniyle ülke dışında çok popüler olmuş. Üretici bugün de tek marka ve tek ürün olarak önolog Riccardo Cotarella danışmanlığında Montevetrano adıyla şarabını etiketliyor. Montevetrano bağları Salerno kentinin doğusundaki San Cipriano Picentino köyü sınırlarında yaklaşık 100 m rakımda yer alan biyolojik açıdan zengin bir mikroçevre içerisinde yer almakta.
VINOS-ITALIA-montevetrano07-300x199 *Montevetrano (Colli di Salerno IGT): %60 Cabernet Sauvignon, %30 Merlot ve %10 Aglianico kupajından oluşan güçlü ve gövdeli bir kırmızı şarap. Rekoltesine göre 10-14 ay süre ile yeni Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılıyor. Hemen her rekoltesine WA dergisi tarafından 94-95 puan veriliyor. Güney İtalya’nın en iyi Bordeaux blend tarzı şarabı.

AVELLİNO-IRPİNİA BÖLGESİ
Malta-selections-015-300x225Feudi San Gregorio: Mastroberardino ile birlikte Campania’nın iki büyük üreticisinden birisidir. Kuşkusuz daha modern önolojik yaklaşımlarla ve zengin ürün çeşitliliği ile Campania’nın dünya çapında tanınmasına ön ayak olan üreticidir. Feudi’nin bugün Irpinia bölgesine yayılmış 300 hektarı aşan bağ alanları mevcuttur. Şarap üretim merkezi ise Avellino-Sorbo Serpico yakınlarında yer alan üreticinin başlıca şarapları 1999-2006 yılları arasında önolog Riccardo Cotarella danışmanlığında yapılmış. Şuan ise tam zamanlı önologlarla çalışan üretici Irpinia’nın yerel tüm üzümlerini kullanarak onlarca başarılı ve sıradışı şaraba imza atmaktadır.Önde gelen şarapları şunlardır:
FdSG_FdA-300x224*Serpico (Irpinia Aglianico DOC): Üreticinin üç farklı bağdan ve ortalama 100 yaşındaki seçme Aglianico asmalarından (pre-phylloxera) ürettiği old vine özel şarabı. %100 Aglianico ve 18 ay Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. WA dergisi tarafından hemen her rekoltesine 92 puan veriliyor.

*Piano di Montevergine (Taurasi Riserva DOCG): Üreyicinin %100 Aglianico tek bağ rezerv şarabı. 18 ay Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılıyor. Her rekoltesi WA dergisi tarafından 93-95 puan aralığında notlandırılıyor. Apelasyonun önemli şaraplarından birisi.

*Patrimo (Campania IGT): Hem Campania’nın hem İtalya’nın en önemli ve en dikkat şaraplarından birisi. Başlangıçta tarihi bir bağın üzümlerinden çoğaltılarak , türü bilinmeden, tanımlanmamış varietal olarak şarabı üretilmiş. Sonradan yapılan genetik analizler sonrasında üzümün aslında bir Merlot olduğu anlaşılmış. Ne zaman nasıl bölgeye ulaştığı bilinmiyor. Patrimo bu durumda dünya’nın en eski Merlot klonlarından birisinin şarabı olma özelliğinde. Kuşkusuz Güney İtalya’nın en önemli Merlot’su. 24 ay süre ile Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. WA dergisi tarafından her rekoltesine 92-94 puan veriliyor.

*Sirica (Campania IGT): Campania’nın Roma döneminden kalan kaynaklarda adı geçen bugün ise kaybolmaya yüz tutmuş antik bir kırmızı üzüm türü olan Sirica; Feudi San Gregorio tarafından yeniden diriltilmiş. Henüz 700 şişe gibi çok çok kısıtlı bir şarap üretimi söz konusu

*Pietracalda (Fiano di Avellino DOCG): En iyi Fiano üzümlerinden seçilmiş apelasyonun en başarılı şaraplarından birisi.

*Privilegio (Irpinia Fiano Passito DOC):Üreticinin “Botrytis Infected” %100 Fiano üzümlerinden passito şarabı.
radiciriserva99-300x199 Mastroberardino: Campania’nın en büyük ve en köklü şarap üreticisi. Mastroberardino ailesi yaklaşık 130 yıldır bölgenin yerel üzümlerinden çok önemli şaraplara imza atmakta. Pek çok yerel üzüm çeşidini de günümüze taşıyarak apelasyonların şekillenmesine çok önemli katkıları olmuş. Bugün üretici Irpinia bölgesine yayılmış yüzlerce dönüm bağ alanına sahip. En önemli şarabı olan Taurasi Riserva; Campania’nın en klasik ve en iyi yıllanabilen şaraplarının başında geliyor. Öyle ki Taurasi Riserva’ların bazı rekoltelerine otörler 100 yıldan fazla ömür biçmekteler. Hemen tüm beyaz ve kırmızı şarapları kayda değer ürünler ve türünün en iyileri arasında. Başlıca dikkat çeken şarapları ise şunlar:
misteri_1wall-300x90*Taurasi Radici Riserva (Taurasi Riserva DOCG): Üreticinin Montemarano bağından %100 Aglianico. Tam 30 ay Fransız ve Sloven meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Aglianico ve Taurasi şaraplarının en tepe noktalarından. Özellikle 1958 ve 1968 rekolteleri halen yaşayan ve 100 yılı devirecek olan efsanevi İtalyan şarapları arasında. 2010 yılında yapılan dikey bir tadımda her birine WA dergisi tarafından 97 puan verilmişti. Aynı tadımda 1928 rekoltesinin (WA:95) bile sapasağlam ayakta kaldığı gözlenmişti.

*Taurasi Radici (Taurasi DOCG): Üreticinin Montemarano ve Mirabella Eclano bağlarından %100 Aglianico. 12-18 ay Fransız ve Sloven meşe fıçılarda olgunlaştırılıyor.

*Naturalis Historia (Taurasi DOCG): Üreticinin 40 yaşındaki Mirabella Eclano bağından %100 Aglianico . 18 Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılıyor. Daha modern stilde yapılan bir Taurasi.

*Villa dei Misteri (Pompeiano IGT): Üreticinin antik Pompei kenti sınırları içinde volkanik toprak yapısına sahip küçük bağlarından, çok özel bir projenin ürünü. 90% Piedirosso ve 10% Sciascinoso kupajı bir kırmızı şarap. Çok kısıtlı bir üretimi mevcut ve Mastroberardino’nun en ilginç şaraplarından birisi. Villa dei Misteri Pompei’de yer alan freskleri ile ünlü bir Roma villası.
eu_still_riserve_campore-300x294Terredora: 1996 yılı İtalyan şarapçılığında çok büyük sansasyonel bir bölünmeye sahne oldu. Mastroberardino mülküne sahip iki kardeşten Lucio Mastroberardino, ailenin 125 hektarlık çok önemli bazı bağlarını da alarak kendine yeni bir şaraphane kurması ile Terredora markası doğmuş oldu. Terredora bugün 200 hektarı aşan bağ alanı ile Campania’nın da büyük üreticileri arasında yer almış durumda. Şaraplarının hepsi belli bir kalite çıtasının üzerinde olsa da özellikle Lacryma Christi şaraplarının başarısı ile dikkatleri çekiyor.
loggia_della_serra-7654-copia-300x199 *Taurasi DOCG Campore: Üreticinin Lapio bağlarından özel rezerv %100 Aglianico. 30 ay süre ile Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış.

*Fiano di Avellino DOCG Campore: Üreticinin Lapio bağlarından özel rezerv %100 Fiano. %50 si 6 ay süre ile Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Üzümün ve apelasyonun en iyi örneklerinden.

*Greco di Tufo DOCG Loggia della Serra: Üreticinin Montefusco bağından %100 Greco

*Fiano di Avellino DOCG Terre di Dora: Üreticinin Lapio ve Montefalcione bağlarından %100 Fiano şarabı.

*Lacryma Christi del Vesuvio Bianco DOC: Vezüv dağı eteklerindeki bağlardan %100 Coda di Volpe şarabı.

*Lacryma Christi del Vesuvio Rosso DOC: Vezüv dağı eteklerindeki bağlardan %100 Piedirosso şarabı. 8 ay sure ile Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış.

Biyodinamik Bağcılık

sinsky-2-195x300 20. yüzyılda bilindiği gibi insanlığın doğaya etkileri yüzyıllarca sürecek düzeyde, olumlu olumsuz müdahaleleri oldu. Özellikle tarım alanında kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlar sonucunda gıda olarak tüketilen bitkilerin hastalıklara olan direnci çok arttırıldı. Bunun sonucunda verim çok yükseldi ve çok daha zorlu koşullarda ve çok daha yaygın biçimde bu ürünler yetiştirilebilir hale gelindi. Meyveler boyut olarak büyüdü, renkleri ve şekilleri güzelleşti. Böylelikle dünya genelinde kıtlığa, yokluğa ve yoksulluğa çare bulunmuştu. Ama yıllar geçtikçe bazı şeylerinde kaybedildiği anlaşılmaya başlandı. İnsanların beslenme ve sağlık ilişkisi üzerine ciddi kaygıları ortaya çıktı. Bunlar bilimsel düzeyde de yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Dahası meyveler dışarıdan çok güzel gözüküyordu ama lezzet konusunda son derece zayıftılar. Doğanın tüm koku ve tatları yavaş yavaş yeryüzünden silinmeye başlamıştı. Tüm bu sağlık ve damak kaygıları sonucunda insanların doğaya dönüş çabaları ortaya çıktı. Terminolojik olarak ORGANİK olarak adlandırılan tarım ve hayvancılık esasları oluşturuldu. Buna göre belli bir alanda bitkisel ya da hayvansal ürünler elde edilirken doğaya son derece az müdahale edilmeliydi. Kimyasal yolla elde edilen ilaçlar , gübreler ve yemlerin bu bölgelerde kullanımı kısıtlandı. Sadece az sayıda doğal bazı ilaçların kullanılabilmesi söz konusu oldu. Sonuçta bu kurallara uygun olarak ürün elde edenlere başvurdukları takdirde ve tekrar tekrar kontrol edilmek kaydıyla belli kuruluşlarca organik gıda sertifikaları verildi. Bu ürünlerin tüm dünyada talep ve fiyatları da çok daha yüksek oldu. Elbette organik tarımda maliyet de çok daha yüksek olmaktaydı . Çünkü verim daha düşük, üretim aşaması çok daha riskli, ürün elde edilene kadar geçen zaman çok daha uzun ve organik gübre-ilaçlar çok daha pahalı idi. Üstelik her toprak organik tarım yapmaya da uygun olmayabilirdi. Hastalılara hassas nemli bir mikroklimaya ve toprak özelliklerine sahip bölgelerde organik tarım yapılması zaten mümkün olamıyordu. Tüm bunlara karşın yine de tüm dünyada bu zamana kadar organik tarım ürünlerine olan talep ve ilgi çığ gibi büyümeye devam etti.
5247950989_6d9e9a31f0_z-300x199
Elbette bağcılık ve şarapçılık da bu akımdan nasibini aldı. Tüm dünyada organik tarım esaslarına uygun olarak şaraplık üzüm bağları oluşturulmaya başlandı. Böyle üreticiler hemen dikkat çekmeyi başardılar ve gururla şaraplarını dünya pazarlarına sundular. Bugün yine tüm risklerine maliyet sorunlarına karşın organik bağ şaraplarının daha sağlıklı, daha parfüme, daha meyvemsi , daha karakteristik ve daha uzun ömürlü oldukları düşünülüyor. Talep de dolayısı ile gitgide yükselmeye devam ediyor. Ülkemizde ise yakın geçmişe kadar çok az bulunan organik bağ şarapları bu yıl içinde önemli bir artış gösterdi. Küp Şarapçılığın ardından şuan için LA Wines, Chateau Nuzun, Barbare, Vinolus ve Nusretbey tamamı organik olan bağlar oluşturmuş durumdalar. Elde edilen şarapların ise hemen hepsinin belli bir kalite çıtasının üzerinde olduğu gözlemleniyor. Bu yazının esas konusunu oluşturan BİYODİNAMİK BAĞCILIK ise organik bağcılıktan çok daha öte ve çok daha çılgınca bir şey. Öncelikle şunu söylemek lazım organik bağcılık, biyodinamik bağcılığın zaten bir ön koşulu; olmazsa olmazı. Bunu şu yüzden yazıyorum çünkü, (ancak ülkemizde telaffuz edilebilecek bir şey herhalde) organik olmadan “biyodinamik bağcılık yapıyorum yapacağım” iddiaları dile getirilebiliyor zaman zaman. Hayaldi bu da gerçek oldu anlayacağınız!

BİYODİNAMİK BAĞCILIK NEDİR?

Biyodinamik bağcılığın esası şu. Sadece doğanın enerjisini kullanarak kendi kendini idame ettiren, sürdürülebilir ,dışarıdan hiçbir maddenin doğal bile olsa girmediği ,dış dünyadan tamamen izole tutulan steril bir çevrede bağ oluşturmak . Ve sonuçta doğadan aldığını doğaya fazlasıyla geri sunabilmek. Bu sebeple organik bağcılıkta kullanımı serbest olan organik ilaç ve gübrelerin bile kullanımı burada söz konusu değil. İlaç gerekiyorsa da gübre gerekiyorsa da bunları o sahadan kendin yaratacaksın. Gübreler için bağlar çevresinde büyük baş ve küçük baş hayvanlar besleyecek , çevrenin doğal florasını zenginleştireceksin . Hayvanların dışkılarından, yabanıl otlardan, üzümlerden arta kalan sap ve kabuklardan mama hazırlar gibi besleyici ve ilaç niyetine kompostlar hazırlayacaksın. Zararlı olduğunu düşündüğün canlılar için doğal yırtıcılarının( yarasa, baykuş gibi) yaşam olanaklarını arttıracaksın. Böcekler için kendi elinle onları yok etmeyip sadece dikkatini başka yönlere çekebilmek için başka türlerden çiçek ve bitkileri (lavanta gibi) kullanacaksın. Asmaların hastalıklara olan direncini arttırmak ya da nemliliği azaltmak için doğadan bazı özel bitki çayları hazırlayacaksın. Yani aslında bir bağ değil büsbütün bir çiftlik yaratıyorsun. Ancak doğayla savaşmayan, onu yola getirmek için kavga etmeden sadece sessizce kendi kendine çekişmesine olanak tanınan bir çiftlik. Mikroorganizmalardan zengin bir toprak, yabanıl bitkiler, böcekler, yabanıl ve evcil hayvanları barındıran zengin bir biyoçeşitliliğe sahip ekolojik bir çiftlik. Ve tabi ki bu çiftliğe hiçbir teknolojik aygıt sokmuyorsun. Traktör yerine yüzyıl önce olduğu gibi sadece atlarla bağı sürebiliyorsun. Buradaki amaç ise toprağın fazlaca ezilmemesi. Daha uç örneklerinde ise tüm bağcılık faaliyetleri de ayın, güneşin ve yıldızların takvimine göre planlanıyor. Baştan dediğim gibi çılgınca ve bir o kadar da büyülü bir şey biyodinamik bağcılık. Gerçekten yapabilenlerin eline sağlık demekten başka bir şey diyemiyorum.
former_racehorse_stuart_pulls_a_ground_powered_spr_9908783494-300x225
PREPARAT VE KOMPOST HAZIRLIĞI:

Biyodinamik bağcılık çok yeni gibi gözükse de geçmişi insanlığın on bin yıllık tarım deneyimlerine uzanan ve buralardan beslenen bir tarım anlayışıdır. Modern kökenleri ise 1924 yılında Avusturyalı bilim adamı Rudolf Steiner tarafından ilk kez oluşturulmuştur. Son 20 yıl içinde de Fransız Nicolas Joly gibi bazı idealist bağcılar tarafından daha iyi ve daha doğal şarap yapabilme adına bu yöntemler bağcılıkta da kullanılır olmuş. Biyodinamik bağcılık için birçok yöntem olsa da istisnai temeli doğadan çeşitli preparat ve kompostlar hazırlamak üzerinedir. Kompost gübre demek değildir. Gübre direkt bitkilerin gelişimi için kullanılırken, kompost ise toprağın yapısını zenginleştirmek içindir. Yani dolaylı yoldan gübre etkisi elde edilmiş olur. Kompost belli bitkisel ve hayvansal artıklarından oluşan karışık yığınlarla, bazı preparatların birleştirilmesi sonucunda elde edilir. Yaklaşık 10 adet preparat hazırlama yöntemi mevcuttur. Kod numaraları ile anılan bu preparatların en ünlüsü ise 500 no’lu olanıdır.
500: (Horn Manure): Bir öküzün boynuzu sığır dışkısı ile doldurulup bağın bir köşesinde toprak içine sonbahar aylarında gömülür. İlkbahara kadar tutulan bu boynuzlar içinde sığır dışkıları fermente olurlar ve barındırdıkları mikroorganizma sayısı binlerce kat artar. Sonra dinamikleştirme safhasına geçilir. Bu boynuz topraktan çıkarılır saat 15 civarında içeriği yuvarlak bir kap içinde ılık suyla karıştırılır. Ve akşam üstü geç saatlerde oluşturulan bu sulu içerik bağa serpilir. Böylelikle toprağın humus formasyonu zenginleştirilmiş olmaktadır.
BD501takingout-208x300
501: (Horn Slica) Parçalanıp toz haline getirilen toz kuartz yine öküz boynuzu içine doldurulup ilkbaharda toprak içine gömülür. Sonbaharda çıkarıp yine sulandırılarak karıştırılır. Sonrasında bulutlu bir günün sabahı asma yaprakları üzerine püskürtülür. Amaç nemliliği azaltıp mantar hastalıklarının önüne geçmektir. Ayrıca fotosentezi de güçlendirdiği bilinmektedir.

508 : Atkuyruğu bitkisi küfler ve mantar hastalıkları için direkt üzümlere sprey olarak hazırlanır.
Kompost Oluşturma:

Civanperçemi (502), Papatya (503), Isırgan otu (504), Meşe kabuğu (505), Karahindiba (506), Kedi otu (507) gibi çiçekler farklı farklı şekillerde fermente edilirler. Sonrasında belli miktarları su içinde karıştırılıp bir nevi bitki çayı oluşturulur. Daha sonra bu bitki çayı evcil hayvan dışkısı, saman, üzümün arta kalanlarından (sap,çöp,kabuk,çekirdek) oluşan karışık yığınların merkezine, oluşturulan kanallardan dökülür. Kompost yığınının merkezinde ısı oldukça yüksektir bu da mikrobiyolojik çoğalmayı hızlandırıran bir etmendir. Böylelikle bir yılın sonunda KOMPOST adı verilen tamamen organik bir gübre çeşidi elde edilmiş olur. Bu da büyümeyi stimüle etmek ve dayanıklılığı arttırmak amacı ile asma diplerine sunulur.

Bir preparat örneği: 502; Bir geyiğin kurutulmuş idrar kesesi içine Civanperçemi çiçekleri yazın doldurulur sonrasında kışın toprağa gömülüp baharın çıkarılır.Picture_389-300x199
BİYODİNAMİK BAĞCILIK İÇİN YAPILAN İŞLEMLER:
untitled
* Bağ alanının dışında bitki çeşitliliğinin arttırılması. (Floranın zenginleştirilmesi) ( Lavanta tarlaları oluşturulması, zeytin bahçeleri ve diğer bazı ağaç ve çiçeklerin ekilmesi)

* Bağ sıraları aralarına ihtiyaca göre toprağı kaplayan otların ekilmesi. Bunlar şiddetli yağmurlarda toprağı stabilize eder, kuraklık dönemlerinde nemliliği sağlarlar, toprağın humus formasyonunu zenginleştirirler ve evcil havyanlar için besin kaynağı olurlar

* Çiftlikte sığır, koyun gibi evcil hayvanlara yer açarak onların dışkılarından kompost yapımında faydalanmak. (Onların yemlerinin bile organik olması kaydıyla)

* Zararlı böcek ve kemirgenlere karşı vahşi doğal yaşamı da teşvik etmek. ( Yarasa, baykuş, atmaca yuvaları oluşturmak gibi)

*Kompostlar, Spreyler hazırlamak

* Bağların sadece atlarla sürülmesi ve havalandırılması.

*Güneş ve ay döngülerine göre bağcılık faaliyetlerini yürütmek.IMG_2013-200x300Biyodinamik bağcılıktan söz ederken bu akımın en şiddetli savunucusu ve yayınladığı bir çok kitap ile de bu işi tüm dünyaya öğreten Nicolas Joly ‘den bahsetmeden olmaz elbette. Fransa’da Loire Valley- Savennieres apelasyonunda Coulee de la Serrant adlı Chateau’nun sahibi. Tamemen biyodinamik ilkelere bağlı kalarak oluşturduğu Chenin Blanc bağlarından son derece sıra dışı buruna sahip şaraplara imza atmakta. Kendi görüşüne göre biyodinamik bağcılık, organik bağcılıktan farklı olarak her şeyi doğadan kendi kendine yapmasını beklemeden, uygun radyo frekansını ayarlar gibi doğaya ince ayarlar vererek onun işini yapmasında yardımcı olmaktır. Bugün dünyada biyodinamik tarım için DEMETER adı verilen bir sertifikasyon sistemi oluşturulmuş durumdadır. Son olarak şunu da belirtmek lazım; o kadar kurallara bağlı bağcılık aşamasında sonra şarap yapımı aşaması da bekleneceği üzere manüpülasyonlardan uzak, sadece doğal vahşi mayaların sadece kullanıldığı bir süreç. Bu noktada biyodinamik bağcılığın doğal şarap üretimi ile mutlaka taçlandırılması gerekiyor.Nicolas-Joly1-300x168
Ülkemizde ise herhangi bir sertifikaya henüz sahip olmasa da biyodinamik bağcılık ilkelerini kısmen uygulamaya çalışan tek bir üretici söz konusu; o da Trakyalı yeni üreticimiz BARBARE . Tüm risk, maliyet, zaman dezavantajlarına rağmen Barbare, üreticinin başarılı ve bu konuda deneyimli şarap yapımcısı Akın Gürbüz denetimindeki organik-biyodinamik bağlarından 2009 rekolteli ilk şarapları da geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkardı. Bakalım şarapların şişedeki gelişimleri organik şaraplardan beklendiği ve iddia edildiği gibi uzun ve olumlu olabilecek mi? Bence ilk sonuçlar şimdiden çok başarılı. Gerisini zaman gösterecek elbette. Sizlerin de organik ve biyodinamik bağcılıkla ile ilgili katkılarınızı merakla bekliyorum.

VIDEO (YouTube üzerinden)

————————————————-

KAYNAKLAR:

wineanorak.com

jpvwines.com

organicwinejournal.com

coulee-de-serrant.com

montinore.com

ceago.com

ediblecommunities.com

wikipedia.org